Vergi 2026-041

YENİ VARLIK BARIŞI

(7852 Sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen geçici 19 uncu madde)

1.       GİRİŞ: 2
2.       YASAL DÜZENLEME: 2
3.       VARLIK BARIŞI UYGULAMASI: 4
3.1.    Kapsam ve bildirim: 4
3.2.    Kapsama girmeyen varlıklar dönüştürülerek uygulamadan yararlanılabilir mi? 6
3.3.    Bildirilen varlıklara belli bir tarih itibarıyla sahip olma ve bunu tevsik etme şartı var mıdır? 6
3.4.    Bildirim üzerine banka veya aracı kurumlarca yapılacak işlemler 7
3.5.    Bildirilen varlıklar üzerinden ödenmesi gereken vergi hangi oranda hesaplanacak ve nasıl ödenecektir? 7
3.6.    Varlıkların Türkiye’ye getirilmesinden maksat nedir? 8
3.7.    Varlıkların bildirimine hangi değerler esas alınacaktır? 9
3.8.    Bildirilen varlıkların kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilmesi: 10
3.9.    Bildirilen varlıkların elden çıkarılması halinde kazanç nasıl tespit edilecektir? 10
3.10.  Varlık barışında bulunmanın sağladığı vergi koruması: 11
3.11.  Hangi hallerde vergi korumasından yararlanılamaz?

1.    GİRİŞ:

7582 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 19 uncu madde ile düzenlenen yeni varlık barışı uygulamasının, özü itibariyle, eski düzenlemelerden farkı bulunmamaktadır.

Son yıllarda ekonomi politikalarının önemli bir aracı haline gelen ve belli aralıklarla tekrarlanan bu uygulamanın özü, yurt dışında bulunan varlıkların (para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetlerin) Türkiye’ye getirilerek ekonomiye kazandırılmasıdır. Bu uygulama Sirkülerimizde “yurt dışı varlık barışı” olarak nitelendirilecektir.

Uygulamanın ikinci ayağı ise Türkiye’de yerleşik gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter ve kayıtlarında yer almayan (kayıt dışında bulunan) aynı tür varlıklarını benzer şartlarla bildirime konu edilerek kayda alınmasıdır. Bu uygulama ise “yurt içi varlık barışı” olarak nitelendirilecektir.

Ayrıca düzenlemede, gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlara da bildirimde bulundukları varlıklarını bildirim tarihinden itibaren 2 ay içinde Türkiye’ye getirmeleri, yurt içindeki varlıklarını bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle tevsik etmeleri şartıyla, defterlere kayıt yapma şartı aranmaksızın varlık barışından yararlanma imkânı getirilmiştir.

Varlık barışının en önemli avantajı, “vergi koruması” sağlamasıdır. Düzenlemeye göre, uygulama kapsamında banka veya aracı kurumlara bildirilen (yurt dışı ve yurt içi) varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

Yani bu bildirim işleminden hareketle bir vergi incelemesi başlatılmaz veya bildirilen varlıklara ilişkin beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen bir durum varsa vergi tarhiyatı yapılmaz.

Ancak başka nedenlerle başlayan vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları sonucu bulunan matrah farklarının bildirilen varlıklarla kesin ve net ilişkisi belirlenemezse; bildirilen tutarlar, bulunan matrah farkından mahsup edilmeksizin tarhiyat yapılabilir.

Görüldüğü gibi, yeni varlık barışında da başka nedenlerle yapılacak incelemeler sonucunda tespit edilecek matrah farklarından, bildirilen tutarların otomatik olarak mahsup edilmesi imkânı bulunmamaktadır.

Ayrıca düzenlemede, korumanın vergiyle sınırlı olduğu, diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirlerin bu düzenlemeden etkilenmeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır. Bu konu da önemlidir. Bildirimde bulunacaklarının bunu dikkate almaları gerekir.

2.    YASAL DÜZENLEME:

Yayımı tarihinde (4/6/2026) yürürlüğe giren, 7582 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa (KVK) eklenen geçici 19 uncu madde aynen aşağıdaki gibidir:

“GEÇİCİ MADDE 19- (1) Vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla, gerçek veya tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilir.

(2) Birinci fıkra uyarınca bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda adlarına açılan hesaplara transfer edilmesi veya yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin bu hesaplara yatırılması gerekir. Fiziki olarak yurt dışından getirilen varlıkların yurda getirildiği, Gümrük İdaresine yapılacak beyana ilişkin belgeler ile tevsik olunur. Gümrük İdaresi, bu kapsamda aldığı beyanları, alındığı ayı takip eden ayın sonuna kadar Gelir İdaresi Başkanlığına bildirir.

(3) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, 31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilir. Bildirilen varlıkların bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyle tevsik edilmesi zorunludur.

(4) Birinci ve üçüncü fıkra kapsamında bildirilen varlıklar 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükellefler tarafından bildirim tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu madde hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemez, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmez. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz ve bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir.

(5) Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar, bildirimde bulundukları varlıklarını ikinci fıkrada yer alan sürede Türkiye’ye getirmeleri, yurt içindeki varlıklarını bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle tevsik etmeleri durumlarında dördüncü fıkrada yer alan şartlar aranmaksızın madde hükümlerinden yararlanırlar.

(6) Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden, varlıkların değeri üzerinden %5 oranında peşin olarak tahsil ettikleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler. Şu kadar ki vergi oranı, bildirilen varlığın vadeli hesaplarda, 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında; en az beş yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %0, en az dört yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %1, en az üç yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %2, en az iki yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %3, en az bir yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %4 olarak uygulanır. 1/1/2027 tarihinden itibaren 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan artırım yapılır. 31/7/2027 tarihinin yetki ile uzatılması halinde ise bu tarihten sonra yapılacak bildirimlerde vergi oranı ilave yarım puan artışla toplamda 1 puan artırımlı olarak uygulanır. Bu fıkra kapsamında verilecek taahhütnamelerden damga vergisi alınmaz.

(7) Bu madde kapsamında ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez. Bildirime konu edilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez.

(8) Bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Şu kadar ki, diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmez. Diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları sonucu bulunan matrah farkının madde kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti ve bildirilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazla olması durumunda matrah farkına ilişkin tarhiyat yapılmaz. Bulunan matrah farkının, bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespitine rağmen söz konusu varlık tutarlarından büyük olması durumunda sadece aradaki fark tutar üzerinden vergi tarhiyatı yapılır. Vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararları sonucunda bildirime konu edilen varlıklar dışındaki nedenlerle matrah farkı tespit edilmesi durumunda, bu madde kapsamında bildirilen tutarlar, bulunan matrah farkından mahsup edilmeksizin tarhiyat yapılır.

(9) Birinci fıkra uyarınca bildirildiği halde, bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’ye getirilmemesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmemesi ya da üçüncü fıkra uyarınca bildirildiği halde aynı fıkrada belirtilen sürede banka ya da aracı kurumlara yatırılmaması ile bildirilen tutarlara ilişkin tarh edilen vergilerin süresinde ödenmemesi, taahhütlere uyulmaması ve bu maddede yer alan diğer şartların yerine getirilmemesi hallerinde sekizinci fıkra hükmünden yararlanılamaz. Ayrıca, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur. Vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra bu madde kapsamında yapılan bildirim dolayısıyla söz konusu inceleme veya takdir komisyonu kararları sonucunda yapılacak tarhiyatlar için de sekizinci fıkra hükmü uygulanmaz. Tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsiline engel teşkil etmez. Tahsil edilmiş olan vergiler red ve iade edilmez.

(10) Bildirim süresi sona erdikten sonra bildirimlere ilişkin düzeltme yapılamaz.

(11) Cumhurbaşkanı 31/7/2027 tarihini, bitim tarihinden itibaren her defasında altı ayı geçmeyen süreler halinde bir yıla kadar uzatmaya; Hazine ve Maliye Bakanlığı, bu madde kapsamına giren varlıkların Türkiye’ye getirilmesi ve bildirimi ile işletmeye dâhil edilmelerine ilişkin hususları, bildirim ve beyana esas şekli ile maddenin uygulanmasında kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

Hazine ve Maliye Bakanlığı, söz konusu maddenin on birinci fıkrasındaki yetki hükmüne dayanarak henüz tebliğ yayımlamamış, ancak hazırladığı taslak tebliği 7582 sayılı Kanunun yayımlandığı gün internet sitesinde kamuoyunun bilgi ve görüşüne açmıştır.

Taslaktaki açıklamalar önceki tebliğler ile paraleldir. Aşağıdaki açıklamalarımız Taslak Tebliğ dikkate alınarak yapılmıştır. Sonradan Taslakta değişiklikler olması durumunda bu değişikliklere göre Sirkülerimiz revize edilecektir.

3.    VARLIK BARIŞI UYGULAMASI:

3.1.    Kapsam ve bildirim:


Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, 31/7/2027 tarihine (bu tarih dâhil) kadar Tebliğin 1 no.lu ekinde yer alan form ile Türkiye’deki bankalara veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara bildirilmesi mümkündür.

Aynı şekilde gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, sahip oldukları ve Türkiye’de bulunan ancak yasal defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dâhil) Tebliğin 1 no.lu ekinde yer alan form ile bankalara veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara bildirilebilirler.

Şahıs şirketleri ile adi ortaklıkların gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmamakta olup, bunlar adına stopaj ve katma değer vergisi yönünden mükellefiyet tesis edilmektedir. Bu kapsamda, şahıs şirketleri ile adi ortaklıklar adına da bildirimde bulunulması mümkün bulunmakta olup, bildirilen varlıklar dolayısıyla şahıs şirketleri ve adi ortaklıklar katma değer vergisi, ortaklar ise gelir veya kurumlar vergisi yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmaması imkanından faydalanabilecektir. Tabii ki bu vergi koruması sadece adi ortaklıktan gelen kazançla sınırlı olarak uygulanacaktır. Ortakların diğer kazançları için inceleme ve tarhiyat yapılmaması güvencesinden yararlanılamaz.

Önceki düzenlemenin aksine kapsam yurt içi ve yurt dışı varlık bildirimi için aynı şekilde düzenlenmiştir. Yani yurt içi varlık bildiriminde taşınmazlar kapsam dışına çıkarılmıştır.

1 no.lu form hem yurt dışı hem de yurt içi varlıkları içerek şekilde tasarlanmıştır. Bildirim için tek bir standart form vardır.

Gerçek ve tüzel kişilerce bu kapsamda banka/aracı kurumlara yapılacak bildirimlerin, yetkili kılınmış vekiller veya kanuni temsilciler tarafından da yapılabilmesi mümkündür.

Gerçek ve tüzel kişilerin, yurt dışı ve yurt içi varlık barışına ilişkin olarak vergi dairelerine herhangi bir bildirimde bulunmalarına gerek yoktur.

Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanların da gerek yurt dışında gerekse Türkiye'de bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları için bildirimde bulunmak suretiyle madde hükmünden yararlanabilmeleri mümkündür. Bu kişilerin yurt dışındaki varlıklarını Türkiye’ye getirmeleri, yurt içindeki varlıklarını ise bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle tevsik etmeleri zorunludur.

Defter tutmadıkları için, bu durumdakilerin bildirdikleri varlıkları kayıtlarına almaları söz konusu değildir.

Başka bir ifade ile, bu kişiler bildirimde bulundukları gerekçesiyle vergi mükellefiyeti tesis ettirmeye zorlanamaz. Tabii ki bu kişilerden işletmeleri nedeniyle sürekli gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirmek zorunda olmayanları anlamak gerekir.

Kira, alım satım kazancı vs. gelirler nedeniyle defter tutmak zorunda olmayan ve süreksiz mükellefiyet kapsamında beyanname vermek zorunda olan ve olmayan kişiler, bu fasıldan, yani gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar kapsamında yurt içi ve yurt dışı varlık barışından yararlanabilirler.

Varlıklar için tek bir bildirim verilmesi esastır. Ancak bildirim süresi sonuna (uzatma halinde uzatılan süre sonuna) kadar birden fazla bildirim verilmesi veya verilen bildirimlerin düzeltmeye konu edilmesi mümkündür.
  1. Bildirimde bulunulduktan sonra aynı ay içerisinde, yapılan hataların düzeltilmesi amacıyla ya da bildirime konu edilen varlıkları azaltıcı ya da artırıcı yeni bir bildirimde bulunulmak istenilmesi halinde, ilk bildirimin düzeltilmesi gerekmektedir. Bu şekilde ilk bildirime konu varlıkların azaltılması yönünde yapılacak düzeltmelerde, başlangıçta peşin olarak ödenen verginin azaltılan tutara isabet eden kısmı, banka ve aracı kurum tarafından bildirim sahibine iade edilebilecektir.
  2. Bildirimde bulunulduktan sonraki aylarda, yapılan hataların düzeltilmesi amacıyla ya da bildirime konu edilen varlıkları azaltıcı bir bildirimde bulunulmak istenilmesi halinde de önceki bildirimin düzeltilmesi gerekmektedir. Bu durumda, banka ve aracı kurumlarca vergi dairesine bildirilen varlıklara ilişkin düzeltme talebinin banka ve aracı kurum aracılığıyla yapılması esastır. Yani fazla ödenen verginin iadesini banka ve aracı kurumlar vergi dairesinden talep edecek ve tahsil ettikten sonra bildirim sahibine ödeyecektir. Bu iade için vergi incelemesi yapılmaması gerekir.
  3. Bildirimde bulunulduktan sonraki aylarda, bildirime konu edilen varlıkları artırıcı bir bildirimde bulunulmak istenilmesi halinde ise önceki bildirim düzeltilmeyecek, ilave olarak bildirilmek istenilen varlıklar için yeni bir bildirim yapılacaktır.
  4. Düzeltme kapsamı dışında verilen tüm bildirimler yeni bir bildirim olarak kabul edilecek ve önceki bildirimle ilişkilendirilmeyecektir.
  5. Bildirim süresi sona erdikten sonra bildirimlere ilişkin yapılan düzeltme talepleri dikkate alınmayacaktır. Buna göre, 31/7/2027 tarihine kadar (31/7/2027 tarihinin yetki ile uzatılması halinde bu tarihten sonra) yapılan bildirimlerin bu tarihlerden sonra düzeltilmesi mümkün olmayacaktır.

3.2.    Kapsama girmeyen varlıklar dönüştürülerek uygulamadan yararlanılabilir mi?

Kapsama girmeyen varlıkların (örneğin taşınmazların) 31/7/2027 tarihine kadar kapsamdaki varlıklara dönüştürülerek varlık barışı hükümlerinden yararlanılması mümkündür.

3.3.    Bildirilen varlıklara belli bir tarih itibarıyla sahip olma ve bunu tevsik etme şartı var mıdır?

Varlıklara belli bir tarih itibariyle sahip olma ve bunu tevsik etme şartı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, varlıklara düzenlemenin yayımlanmasından önceki veya sonraki bir tarihte sahip olunması uygulanmadan yararlanmaya engel teşkil etmeyecektir.

Ancak, önceki uygulamalara paralel olarak Taslak Tebliğde de belirtildiği üzere, kapsama giren varlıkları 4/6/2026 tarihinden önce yetkili kuruluşlarca düzenlenen bir vekalet veya temsil sözleşmesine istinaden değerlendirmeye yetkili olanların, bu tarih itibarıyla sahip oldukları ve yurt dışında bulunan varlıklarının, şirket adına bildirime konu edilmesi mümkündür.

Bu durum dışında ne yasal düzenlemede ne de tebliğlerde, düzenlemenin yayımlandığı tarih itibariyle varlıklara sahip olma ve bu durumu tevsik etme zorunluluğu getirilmemiştir. 

3.4.    Bildirim üzerine banka veya aracı kurumlarca yapılacak işlemler 

Gerçek ve tüzel kişiler, yurt içinde veya yurt dışındaki varlıkları için Tebliğin 1 no.lu ekinde yer alan formdan iki nüsha olarak düzenleyecekler ve bu formları bankalara veya aracı kurumlara vereceklerdir.

Formun bir nüshası, ilgili banka veya aracı kurum tarafından, varsa bildirim nedeniyle açılan hesaba ilişkin bilgiler yazılıp tasdik edildikten sonra, düzenlenen banka dekontları veya işlem sonuç formlarıyla birlikte ilgilisine geri verilecektir.

Bildirimin gerçek veya tüzel kişinin vekili ya da kanuni temsilcisi tarafından yapılması halinde, bankalar veya aracı kurumlarca söz konusu vekil veya kanuni temsilcinin yetkili olup olmadığı hususu kontrol edilecektir.

Banka veya aracı kurumlar tarafından, bildirimde bulunanlardan bildirime konu edilen varlıklara ilişkin olarak herhangi bir belge istenilmeyecektir.
Banka ve aracı kurumlara yüklenen vergi sorumluluğu, aşağıdaki bölümde açıklanmıştır.

3.5.    Bildirilen varlıklar üzerinden ödenmesi gereken vergi hangi oranda hesaplanacak ve nasıl ödenecektir?

Banka ve aracı kurumlar, kendilerine yurt içi ve yurt dışı varlık barışı kapsamında bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden bildirilen varlıkların değeri üzerinden %5 oranında peşin olarak tahsil edecekleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bağlı bulundukları vergi dairesine beyan edecektir.

Beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden, vergi dairelerince tarh edilen vergiler, beyan süresi içerisinde banka ve aracı kurumlar tarafından vergi sorumlusu sıfatıyla ödenecektir.

Yeni düzenlemede vergi oranı önceki uygulamalara nazaran yüksek belirlenmiş olmakla birlikte, belli durumlarda verginin indirimli oranlarda (hatta %0) uygulanmasına imkân tanınmıştır.

Yapılan düzenlemeye göre; banka veya aracı kurumlara bildirilen varlıkların, vadeli hesaplarda, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında aşağıda belirtilen sürelerle tutulacağının taahhüt edilmesi halinde vergi oranı;
 
  1. En az beş yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %0,
  2. En az dört yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %1,
  3. En az üç yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %2,
  4. En az iki yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %3,
  5. En az bir yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %4
olarak uygulanacaktır.

İndirimli oran uygulamasından yararlanılabilmesi için, bildirime konu edilen varlıkların belirtilen kıymetlerde ve sürelerde değerlendirileceğine ilişkin olarak Tebliğin 2 no.lu ekinde yer alan taahhütnamenin, bildirim sırasında banka veya aracı kurumlara verilmesi zorunludur. Bu kapsamda verilecek taahhütnameler için damga vergisi alınmayacaktır.

Diğer yandan, Taslak Tebliğ’in 2 no.lu ekinde yer alan taahhütname formu, bildirilen varlıkların taahhüt süresi boyunca aynı yatırım türünde tutulması anlayışıyla hazırlanmıştır. Buna göre, yurt dışından getirilip bildirilen bir para, taahhüt edilen süre boyunca ya vadeli mevduatta ya devlet iç borçlanma senedinde ya da diğer yatırım araçlarında tutulabilecektir. Bu yatırım araçları arasında değişimler, kaydırmalar yapılamayacaktır. Bu durumun bildirimde bulunanların ellerindeki yatırım elastikiyetini kaybettireceği açıktır. Bize göre, bildirimde bulunanlar bu elastikiyeti kaybetmemeli, örneğin 6 ay vadeli mevduatta tuttukları parayı vade bitiminde süre boşluğu da yaratmadan örneğin devlet iç borçlanma senedi veya diğer yatırım türlerinin satın alınmasında kullanabilmeli ve taahhüt ettikleri süreyi bu şekilde tamamlayabilmelidirler. Taslak Tebliğ’in bu anlayışla gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Taahhüt edilen sürelerin başlangıcı olarak, bildirime konu varlıkların vadeli hesaplara, devlet iç borçlanma senetleri, kira sertifikaları veya girişim sermayesi yatırım fonlarına yatırıldığı tarih esas alınacaktır.

Yeni düzenlemede, bildirim tarihine göre uygulanacak vergi oranlarının yarım veya 1 puan artırılması da hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme, son günü beklemeden bir an önce bildirim yapılmasını teşvik etmeye yöneliktir.

Buna göre;
  • 1/1/2027 tarihinden 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacak bildirimlerde vergi oranına yarım puan,
  • 31/7/2027 tarihinin yetki ile uzatılması halinde ise bu tarihten sonra yapılacak bildirimlerde ise (yarım puan artışla toplamda) 1 puan artırım yapılacaktır.
Bu artırımlar, 5 puanlık ana orana değil, taahhüt edilen süreye göre belirlenen oranlara uygulanacaktır. Örneğin, 31/01/2027 tarihinde bildirilip vadeli hesaplarda asgari 2 yıl tutulacağı taahhüt edilen para için (5+0,5/2) %2,75 değil, (3+0,5) %3,5 oranı uygulanacaktır.

Bu durumda uygulanacak oranlar aşağıdaki tabloda karşılaştırılmalı olarak gösterilmiştir:
 
  Kanun yürürlük tarihinden 31/12/2026 tarihine kadar (bu tarih dahil) 1/1/2027 tarihinden 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) Uzatılması halinde 1/8/2027 tarihinden uzatılan sürenin sonuna kadar (bu tarih dahil)
En az 5 yıl taahhüt %0 %0,5 %1
En az 4 yıl taahhüt %1 %1,5 %2
En az 3 yıl taahhüt %2 %2,5 %3
En az 2 yıl taahhüt %3 %3,5 %4
En az 1 yıl taahhüt %4 %4,5 %5
Taahhüt olmazsa %5 %5,5 %6

Bildirilen varlıklar nedeniyle ödenen vergiler, hiçbir suretle gider yazılamayacak ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecektir.

3.6.    Varlıkların Türkiye’ye getirilmesinden maksat nedir?

Yurt dışında bulunan ve banka/aracı kurumlara bildirilen varlıkların Türkiye’ye getirilmesinden maksat; para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının fiziki olarak Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara transfer edilmesidir.

Önceki düzenlemeye ilişkin tebliğlerde, fiziki olarak Türkiye’ye getirilmesi veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara transfer edilmesi mümkün olmayan menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının aracı kurumlara bildirilmek suretiyle uygulamadan yararlanılabileceği açıkça ifade edilmişti. Yeni varlık barışına ilişkin tebliğ taslağında bu hususa yer verilmemiştir. Yurtdışından fiziken getirilmesi mümkün olmayan durumlar söz konusu olabileceği için yeni uygulama bakımından da söz konusu imkanın sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü kanun metni eski uygulamalarla bu açıdan aynıdır.

Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılan bir hesaba transfer edilmesi veya fiziki olarak Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara yatırılması durumunda, banka dekontu veya aracı kurum işlem sonuç formları, varlıkların Türkiye’ye getirilmiş olduğunun tevsikinde kullanılabilecektir.

31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilmesi kaydıyla, yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların Türkiye’ye fiziki olarak getirilmesi sırasında Gümrük İdaresince bu varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirildiğine ilişkin belgenin aranılması şarttır. Getirilen varlıklar için Gümrük İdaresinden alınan belgeler, varlıkların Türkiye’ye getirilmiş olduğunun tevsikinde kullanılabilecektir.

Gümrük İdaresi, bu kapsamda yapılan deklarasyon/bildirime ilişkin bilgileri, alındığı ayı takip eden ayın sonuna kadar Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmekle yükümlüdür.


3.7.    Varlıkların bildirimine hangi değerler esas alınacaktır?

Yurt dışında veya yurt içinde bulunan varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirilmesinde varlıklar, bildirildiği tarih itibarıyla aşağıdaki değerleme ölçütleri ile değerlenir:
  1. Türk lirası cinsinden para, itibari (nominal) değeriyle,
  2. Altın, rayiç bedeliyle,
  3. Döviz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla,
  4. Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarından;
  • Pay senetleri, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle,
  • Tahvil, bono, eurobond gibi borçlanma araçları, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle,
  • Yatırım fonu katılma payları, ilgili piyasasında belirlenmiş kapanış fiyatıyla,
  • Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri gibi türev araçlar, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle.
Bildirimlerde söz konusu varlıkların Türk lirası karşılığı bedelleri esas alınır.

Rayiç bedel, söz konusu varlıkların bildirildiği tarih itibarıyla belirlenen alım-satım bedelidir. Taslak Tebliğ’de bu bedelin gerçek durumu yansıtması gereğinden bahsedilmekte ise de, artık taşınmazlar kapsam dışında olduğundan ve sadece altın rayiç değerle bildirileceğinden bu konu önemini kaybetmiştir.

Borsa rayiciyle değerlenecek varlıkların borsa rayicinin belirlenmesinde, söz konusu varlıkların bildirildiği tarihte işlem gördüğü yurt içi veya yurt dışındaki borsalarda oluşan değerler dikkate alınır.

Döviz cinsinden varlıklarda, bunların bildirildiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru kullanılır.

Bildirimde bulunduktan sonra, yapılan hataların düzeltilmesi ya da bildirime konu edilen varlıkların azaltılması amacıyla 31/7/2027 tarihine kadar yapılacak düzeltmelerde varlıkların ilk bildirim tarihindeki değerleri esas alınır.

3.8.    Bildirilen varlıkların kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilmesi:

Bildirilen varlıkların, Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere bildirime esas alınan değerler ile kaydedilmesi zorunludur.

Yurt dışında bulunan varlıkların; şirket adına bildirilmesi durumunda ilgili şirket, şahıslar adına bildirilmesi halinde bu şahısların kendileri, maddenin sağladığı imkânlardan yararlanabileceğinden, şirket adına bildirime konu edilen varlıkların, şirketin kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bildirime konu ettikleri ve yasal defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Söz konusu hesap sermayenin cüz’ü addolunacak, bildirim tarihinden itibaren 2 yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır.

Diğer taraftan işletmenin tasfiye edilmesi halinde bu tutarlar vergilendirilmeyecektir.

Fon hesabında tutulan bu tutarların, Vergisi Kanununun 81 inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu ve 20 nci maddeleri uyarınca gerçekleşecek devir ve bölünme hallerinde de vergilendirilmesi söz konusu olmayacaktır.

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, bildirimde bulundukları söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstereceklerdir.

Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce Türkiye’ye getirilen varlıklar ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilen varlıklar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerine dâhil edilecek ve bildirim tarihinden itibaren 2 yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerinden çekilebilecektir.

3.9.    Bildirilen varlıkların elden çıkarılması halinde kazanç nasıl tespit edilecektir?

Bildirilen ve defter kayıtlarına intikal ettirilen varlıkların elden çıkarılması halinde kazancın tespitinde, bildirime konu edilen ve kayıtlara alınan bedeller esas alınacaktır.

Bildirim konusu yapılarak kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilen varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

Söz konusu varlıkların elde tutulması ve elden çıkarılmasından doğan kazanç ve iratlar ise genel esaslar çerçevesinde gelirin veya kurum kazancının tespitinde dikkate alınacaktır.

3.10.    Varlık barışında bulunmanın sağladığı vergi koruması:

Yurt dışı ve yurt içi varlık barışı kapsamında banka/aracı kurumlara bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin olarak hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

Diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları sonucu bulunan matrah farkının varlık barışı kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti ve bildirilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazla olması durumunda matrah farkına ilişkin tarhiyat yapılmaz.

Bulunan matrah farkının, bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespitine rağmen söz konusu varlık tutarlarından büyük olması durumunda sadece aradaki fark tutar üzerinden vergi tarhiyatı yapılır.

Vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararları sonucunda bildirime konu edilen varlıklar dışındaki nedenlerle matrah farkı tespit edilmesi durumunda, bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar, bulunan matrah farkından mahsup edilmeksizin tarhiyat yapılır.

Vergi incelemelerinde matrah farkının bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıkıp çıkmadığı konusu çok kritiktir. Geçmişte bu konuda çok tartışma yaşanmıştır. Umarız bu defa Vergi Denetim Kurulu bu konuda vergi inceleme elamanlarını standart bir uygulama konusunda yönlendirir.

Yeni yasal düzenlemeye göre, bildirilen/beyan edilen tutarlar beyan dışı bırakılan matrah farkına ilişkinse (yani mükellef bu hususu inceleme elamanına beyan ederse) vergi inceleme elemanı aksini ispat edemediği sürece bu beyanı dikkat almak zorundadır. Eğer bulunan matrah farkı, amortisman oranı veya usullerinin yanlış uygulanması, vergiye tabi kazancın hesabında giderlerde hata bulunması, bildirim veya beyanlara konu edilen tutardan daha yüksek tutarda kayıt dışı hasılat elde edildiğine yönelik emarelere rastlanılması gibi başka bir nedenden kaynaklanıyorsa, tabii ki bildirilen/beyan edilen tutarlar bu matrah farkından indirilmeyerek tarhiyat önerilebilecektir.

3.11.    Hangi hallerde vergi korumasından yararlanılamaz?
 
Vergi korumasından yararlanabilmek için aşağıdaki şartlara uyulması gerekmektedir.

a) Yurt dışında bulunan bildirime konu varlıkların;
  • Bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 2 ay içinde Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara yatırılması ya da Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi,
  • Bildirilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin süresinde ödenmesi ve taahhüt edilen tutarlara ilişkin taahhüt şartlarına uyulması,
  • Bildirime konu edilen varlıkların Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi, yasal defterlerine kaydettikleri bu kıymetler için pasifte özel fon hesabı açılması (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmesi), bu fon hesabının ve varlıkların iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilmemesi ve fon hesabının sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması.
b) Türkiye’de bulunan ve bildirime konu edilen varlıkların;
 
  • Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere kaydedilmesi, yasal defterlerine kaydettikleri bu kıymetler için pasifte özel fon hesabı açılması (veya kanuni defterlerin ilgili sayfalarında gösterilmesi), bu fon hesabının ve varlıkların 2 yıl geçmedikçe işletmeden çekilmemesi ve fon hesabının sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmaması,
  • Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayanlar tarafından banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırıldığını gösterir belgelerle tevsik edilmesi,
  • Bildirilen varlıklara ilişkin tarh edilen verginin süresinde ödenmesi ve taahhüt edilen tutarlara ilişkin taahhüt şartlarına riayet edilmesi.
Taslak Tebliğe göre, bildirilen varlıklara ilişkin olarak taahhütte bulunanların, yurt dışındaki varlıkların transfer edildiği veya yatırıldığı tarihten, Türkiye’deki varlıkların ise bildirildiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde, bildirilen tutarları taahhüt konusu varlıklara dönüştürmeleri gerekmektedir.

Bildirimde bulunanlar tarafından taahhüt süresine uyulmaması durumunda, varlığın bulunduğu banka veya aracı kurum tarafından, bildirim tutarı esas alınarak zamanında alınmayan vergi tutarı tespit edilmek suretiyle bu tutara isabet eden vergi ve gecikme faizi kesinti yoluyla tahsil edilecek ve tahsil edildiği ayı takip eden on beşinci günü akşamına kadar vergi dairesine ödenecektir.

Ayrıca, bildirilen varlıklara ilişkin olarak taahhütlere uyulmaması durumunda, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı cezası uygulanmayacaktır.
        
Ödeme şartı yerine getirilmediği için vergi korumasının kaybedilmesi, vadesinde ödenmeyen vergi aslının gecikme zammı ile birlikte takip ve tahsiline engel teşkil etmez. Tahsil edilmiş olan vergiler de iade edilmez.

Banka ve aracı kurumların, vergi sorumlusu olarak süreç içinde yer almaları nedeniyle sorun yaşanmaması bakımından bildirimde bulunan kişilerin vergi ödemesini teminat altına alacaklarını tahmin ediyoruz. Dolayısıyla bu durumun yaşanma olasılığını çok düşük buluyoruz. 

Saygılarımızla.