Size ihtiyaçlarınız doğrultusunda ve özelleştirilmiş hizmetler sunabilmemiz için, bu internet sitesinde çerezler (cookies) kullanılmaktadır. Çerezlerle ve nasıl çalıştıklarıyla ilgili daha detaylı bilgi için GİZLİLİK POLİTİKASI’nı okuyunuz. Kişisel verilerin korunması hakkında AÇIKLAMA METNİ’ni okuyunuz.
Sirkülerler:

Vergi 2021-119

30 Ekim 2021

7338 SAYILI KANUN İLE VERGİ USUL KANUNU’NUN DEĞERLEME, AMORTİSMAN VE ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAKLARA İLİŞKİN HÜKÜMLERİNDE YAPILAN DÜZENLEMELER

2021/113 Sayılı Sirkülerimizde belirtildiği üzere, 26/10/2021 tarih ve 31640 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7338 Sayılı Kanun (Kısaca “Kanun” olarak belirtilecektir) ile muhtelif vergi kanunlarında değişiklikler yapılmıştır.

Bu Sirkülerimizde anılan Kanun ile Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun “Değerleme”, “Amortisman”  ve “Şüpheli Ticari Alacak” hükümlerine yönelik değişikliklere yer verilmiştir.

1.      VUK’NUN DEĞERLEME HÜKÜMLERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER

a. “Alış Bedeli”, Değerleme Ölçülerine Dahil Edilmiş ve “Alış Bedeli”nin Tanımı VUK’a Dahil Edilmiştir (Madde 26 ve 28)

Kanun’un 26’ncı maddesi ile VUK’nun 261’inci maddesinde yapılan değişiklik ile “Alış Bedeli”, diğer sekiz değerleme ölçüsüne ilave olarak VUK’a eklenmiştir. Ayrıca Kanun’un 28’inci maddesi ile VUK’a ilave edilen 268/A maddesinde de “Alış Bedeli” aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır:

Alış bedeli:

MADDE 268/A- Alış bedeli, bir iktisadi kıymetin satın alma bedelidir. İktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi ile ilgili diğer giderler alış bedeline dâhil değildir.

Esasen VUK’nun 279’uncu maddesi uyarınca;

  • Hisse senetleri,
  • Fon portföyünün en az % 51'i Türkiye'de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri,
  • Borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler

    Öteden beri alış bedeliyle değerlenmekteydi.

    Ancak “Alış Bedeli”; VUK’nda değerleme ölçülerinin düzenlendiği 261'inci maddede sayılmadığı gibi, alış bedelinin tanımı da VUK’nda yer almamaktaydı. Özelge bazındaki görüşlerde Vergi İdaresi “Alış Bedeli”nin; bir iktisadi kıymetin satın alınması karşılığında ödenen veya borçlanılan bedeli ifade etmekte olduğunu, sadece iktisadi kıymetin alış değerini kapsadığını, alışla ilgili diğer masrafları kapsamadığını belirtmekteydi.

    Dolayısıyla yukarıda belirtilen Kanun’un 26 ve 28’inci maddelerinde yapılan düzenleme ile, zaten fiilen uygulamada olan “Alış Bedeli” değerleme ölçülerine ilave edilmiş ve tanımı VUK’na dâhil edilmiştir.

    Söz konusu maddelerin yürürlük tarihi Kanun’un yayım tarihi olduğundan, anılan maddeler yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

b. “Maliyet Bedeli” Tanımında Bazı Değişiklikler Yapılmıştır (Madde 27, 29, 30)

Kanun’un 27’nci maddesi ile VUK’nun “Maliyet Bedeli” başlıklı 262’nci maddesine, maliyet bedelinin tanımından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar ilave edilmiştir:

“Aşağıda sayılan giderler de maliyet bedeline dâhil edilir.

a)  İktisadi kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile doğrudan ilgili; gümrük vergileri, gümrük komisyonları, yükleme, boşaltma, nakliye ve montaj giderleri,

b) İktisadi kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile doğrudan ilgili; resim ve harçlar, noter, tapu, mahkeme, değer tespiti, danışmanlık, komisyon ve ilan giderleri,

c)  İktisadi kıymetin finansmanında kullanılan kredilere ait faiz giderleri ve bunlara ilişkin kur farklarının; emtiada emtianın stoklara girdiği tarihe kadar, diğer iktisadi kıymetlerde ise iktisadi kıymetin envantere alındığı hesap döneminin sonuna kadar olan kısmı ile söz konusu kredilere ilişkin giderler (Faiz giderleri ile kur farklarının diğer kısımlarını maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler),

ç) İktisadi kıymetin stoklara veya envantere alındığı tarihe kadarki depolama ve sigorta giderleri,

d) Gayrimenkullerde mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden mütevellit giderler.

Gayrimenkullerle doğrudan ilgili olması şartıyla, bunların envantere alındığı hesap dönemi sonuna kadar alınan hibeler maliyet bedelinden indirilir.

İktisadi kıymetin (emtia hariç) iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile ilgili olan özel tüketim vergisi, indirilemeyecek katma değer vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi ile kaynak kullanımını destekleme fonunu maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Ayrıca, Kanun’un 29 ve 30’uncu maddelerinde yapılan düzenleme ile VUK’nun 270’inci maddesi ile 273’üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi yürürlükten kaldırılmış olup, yürürlükten kaldırılan hükümler şu şekildedir:

VUK Madde 270: Gayrimenkullerde, maliyet bedeline, satın alma bedelinden başka, aşağıda yazılı giderler girer:

1. Makina ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj giderleri;

2. Mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden mütevellit giderler.

Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Özel Tüketim Vergilerini maliyet bedelini ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.”

VUK Madde 273/1 (İkinci cümle): Bunların[1] maliyet bedeline giren giderler, satınalma bedelinden gayri komisyon ve nakliye giderleri gibi özel giderlerdir.”

Yukarıda yer verilen madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; “Maliyet Bedeli” ne ilişkin değişiklikleri şu şekilde özetlemek mümkündür:

  • İktisadi kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile doğrudan ilgili;
    • gümrük vergileri,
    • gümrük komisyonları,
    • yükleme, boşaltma, nakliye ve montaj giderleri,
    • resim ve harçlar, noter, tapu, mahkeme, değer tespiti, danışmanlık, komisyon ve ilan giderlerinin,

maliyet bedeli ile değerlenen tüm iktisadi kıymetler açısından maliyet bedeline dahil edilmesi zorunlu kılınmıştır.

Esasen VUK’nun yürürlükten kaldırılan 270 ve 273’üncü maddesi hükümleri uyarınca; demirbaşlar açısından komisyon ve nakliye giderleri gibi giderlerin maliyet bedeline intikali öteden beri zorunluydu. Ancak gayrimenkul ve gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetler açısından; (makina ve tesisat için) gümrük vergileri, nakliye ve montaj giderlerinin maliyet bedeline intikali zorunlu iken; Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım Vergisini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttiler. Ayrıca emtia alımında ödenen Özel Tüketim Vergisi’nin maliyet bedeline eklenmesi yönünde kanuni bir zorunluluk olmamakla birlikte, VUK’nun maliyet bedeline ilişkin 262’nci ve emtia ile imal edilen emtianın değerlemesine ilişkin 274 ve 275’inci maddeleri kapsamında maliyet bedeline eklenmesi gerektiği şeklinde değerlendirme yapılıyordu.

  • İktisadi kıymetin finansmanında kullanılan kredilere ait faiz giderleri ve bunlara ilişkin kur farklarının;
    • Emtiada emtianın stoklara girdiği tarihe kadarki kısmı,
    • Diğer iktisadi kıymetlerde ise iktisadi kıymetin envantere alındığı hesap döneminin sonuna kadar olan kısmı

      VE

    • Söz konusu kredilere ilişkin giderlerin

Maliyet bedeline dahil edilmesi zorunlu kılınmıştır. Esasen Vergi Usul Kanunu ve Gelir Vergisi Tebliğleri ile kur farkı ve faiz giderlerinin; emtialar açısından stoklara giriş tarihine, diğer kıymetler açısından da aktife alındıkları yılın sonuna kadarki kısımlarının maliyet bedeline dâhil edilmesi gerektiği belirtiliyor ve bu yılardır oturmuş bir uygulama idi. Bu açıdan Kanun ile yeni bir düzenleme getirilmemiştir.

Ancak, “söz konusu kredilere ilişkin giderlerin” de maliyet bedeline intikal ettirilmesi şeklindeki hüküm, daha önce VUK’nda yer almadığı gibi, Vergi İdaresi’nin özelge bazındaki görüşlerine bakıldığında yeni bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira özelge bazındaki görüşlerinde Vergi İdaresi; kredi komisyon bedelleri vb. mahiyetteki kredilere ilişkin giderlerin dönem gideri olarak dikkate alınması gerektiğini belirtmekteydi. Bu nedenle bu konuya ilişkin olarak yayımlanacak Tebliğ’de bu kapsamdaki giderlerin neler olduğuna yönelik açıklamalar takip edilmelidir.

Diğer taraftan, söz konusu faiz giderleri ile kur farklarının; emtialar açısından stoklara giriş tarihinden, diğer kıymetler açısından da aktife alındıkları yıldan sonraki kısımlarının maliyet bedeline ithali veya genel giderler arasında gösterilmesi konusunda mükellefler tanınan seçimlik hak aynen devam ettirilmektedir.

  • İktisadi kıymetin stoklara veya envantere alındığı tarihe kadarki depolama ve sigorta giderlerinin maliyet bedeline dâhil edilmesi zorunlu kılınmıştır. Bu hüküm de daha evvel VUK’nda yer almamaktaydı. Bununla birlikte özelge bazındaki görüşlerinde Vergi İdaresi, iktisadi kıymetlerin stok/envantere alındığı tarihe kadarki nakliye giderlerinin maliyet bedeline intikalinin gerektiğini belirtmekteydi. Buna ilave olarak ilgili kanun hükmüne göre bu kapsamdaki depolama giderlerinin de maliyet bedeline ilave edilmesi gerektiği hükmü VUK’na dâhil edilmiştir.
  • Gayrimenkullerde mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden mütevellit giderlerin maliyet bedeline intikali zorunlu olup, bu hüküm Kanun ile yürürlükten kaldırılan VUK’nun 270’inci maddesinde aynen yer almaktayken, VUK’nun 262’nci maddesine taşınmıştır.
  • Gayrimenkullerle doğrudan ilgili olması şartıyla, bunların envantere alındığı hesap dönemi sonuna kadar alınan hibelerin maliyet bedelinden indirilmesi zorunlu kılınmıştır. Anılan hüküm daha evvel VUK’nda yer almadığı gibi, özelge bazındaki görüşlerde de bu konuda genellikle mükelleflerin hibe tutarlarının gelir kaydedilmesi yahut maliyet bedelinden indirim konusu yapılması konusunda serbest oldukları belirtilmekteydi. Bu açıdan, Kanun ile getirilen düzenlemenin, önceki uygulamaya göre farklılık arz ettiği dikkate alınmalıdır.
  • Kanun’da İktisadi kıymetin (emtia hariç) iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile ilgili olan özel tüketim vergisi, indirilemeyecek katma değer vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi ile kaynak kullanımını destekleme fonunu maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükelleflerin serbest olduğu belirtilmektedir. Esasen VUK’nun Kanun ile yürürlükten kaldırılan 270’inci maddesinde gayrimenkuller açısından özel tüketim vergisinin maliyete intikali yahut gider olarak dikkate alınması konusunda mükelleflerin seçim hakkı olduğu düzenlemesi yer almaktaydı. Özelge bazındaki görüşlerde ise Vergi İdaresi, KKDF, BSMV ve indirilemeyecek KDV’nin maliyete intikali yahut gider olarak dikkate alınması konusunda mükelleflerin seçim hakkı olduğunu belirtmekteydi. Bu açıdan Kanun hükmü ile öteden beri devam eden uygulamada bu açıdan bir değişiklik yapılmamış, ancak özelge bazındaki görüşleri VUK’na ilave edilmiştir.

    Söz konusu maddelerin yürürlük tarihi Kanun’un yayım tarihi olduğundan, anılan maddeler yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Yürürlük tarihinden önce aktife alınan kıymetler içinse önceki düzenlemeler geçerlidir.

    2)      VUK’NUN AMORTİSMAN HÜKÜMLERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER

a. Dileyen Mükelleflere Günlük Bazda Kıst Amortisman Ayırma Hakkı Verilmiştir (Madde 33, 34)

Kanun’un 34’üncü maddesi ile VUK’nun 320’nci maddesine eklenen üçüncü ve beşinci fıkra hükümleri şu şekildedir:

“"Dileyen mükellefler, amortisman işlemine, işletme aktifine yeni kaydedilecek iktisadi kıymetler (ikinci fıkra kapsamındakiler hariç) için bunların kullanıma hazır olduğu tarihte başlayıp ve her bir hesap dönemi için kıymetin aktifte kaldığı süre kadar gün esasına göre amortisman ayırabilir. Sürenin gün olarak hesaplanması için Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen faydalı ömür süreleri üçyüzaltmışbeş ile çarpılır.

Bu maddenin birinci ya da üçüncü fıkrasına göre amortisman hesaplanmasına başlandıktan sonra bu hesaplama şeklinden vazgeçilemez.”

Buna göre dileyen mükellefler;

  • Kanun’un yürürlüğe girdiği 26/10/2021 tarihinden sonra işletme aktifine yeni kaydedecekleri iktisadi kıymetler için,
  • İlgili kıymetlerin kullanıma hazır oldukları tarihten itibaren başlamak suretiyle,
  • Bu kıymetlerin her bir hesap döneminde aktifte kaldığı süre kadar GÜN ESASINA göre amortisman ayırabilecekler,
  • ANCAK; GÜNLÜK yahut YILLIK amortisman uygulamasına başladıktan sonra bu uygulama şeklini değiştiremeyeceklerdir.
  • Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları binek otomobilleri hariç olmak üzere, işletmelere ait binek otomobillerinin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar kıst amortisman ayrılması şeklindeki uygulama ise aynen devam ettirilmekte ve bu kapsamdaki mükelleflere, binek otomobiller ile ilgili olarak günlük kıst amortisman uygulaması imkanı verilmemektedir.
  • İlgili maddelerde, günlük kıst amortisman uygulamasının tercih edilmesi halinde, bu tercihin envantere dahil tüm amortismana tabi iktisadi kıymetler açısından geçerli olacağına dair bir hüküm bulunmadığından, mükelleflerin diledikleri iktisadi kıymetler için günlük kıst yahut yıllık amortisman uygulamasını tercih etmeleri mümkün bulunmaktadır. Ancak konuya ilişkin olarak (bilhassa iktisadi bütünlük arz eden kıymetler yönünden) Tebliğ düzenlemesinin takip edilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan Kanun’un 33’üncü maddesi ile VUK’nun 318’inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen; “Ayrı ayrı tespit edilen nispetler, Kanunun 320 nci maddesinin üçüncü fıkrası uygulamasında müracaat tarihinden itibaren geçerlidir” hükmü uyarınca, günlük kıst amortisman uygulamasına konu iktisadi kıymetlerin; Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan Tebliğ ekindeki listelerde yer almaması veya faydalı ömürleri ile amortisman oranlarında değişiklik yapılan amortismana tabi iktisadi kıymetler için amortisman nispetlerinde değişiklik yapılması halinde, ayrı ayrı belirlenecek oranlar ilgililerin müracaatta bulundukları tarihten itibaren geçerli olacaktır.

Ayrıca, Kanun ile amortisman usulü açısından herhangi bir değişiklik yapılmadığından, günlük kıst amortisman uygulamasını tercih eden mükelleflerin azalan bakiyeler yahut normal amortisman yöntemini tercih etmeleri mümkündür.

Söz konusu maddelerin yürürlük tarihi Kanun’un yayım tarihi olduğundan, anılan maddeler yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

b. Dileyen Mükelleflere Amortisman Sürelerini Belirleme Konusunda Serbestlik Tanınmıştır (Madde 32, 34)

Bilindiği üzere, Kanun ile yapılan değişikliklerden önce amortisman süresi, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca tespit edilen faydalı ömürlere göre tespit edilmekte olup, mükelleflerin süresinde değişiklik yapma hakları bulunmamaktaydı.

Kanun’un 34’üncü maddesi ile VUK’nun 320’inci maddesine eklenen dördüncü fıkra hükmü ile mükelleflere;

  • Hazine ve Maliye Bakanlığının iktisadi kıymetler için tespit ve ilan ettiği faydalı ömürlerden kısa olmamak üzere,
  • Her yıl için aynı nispet uygulanması VE
  • Tespit edilecek sürenin Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen sürenin iki katını ve elli yılı aşmaması kaydıyla,

    amortisman süresini diledikleri şekilde belirleme hakkı verilmiştir.

Anılan madde uyarınca mükellefler bu tercihlerini iktisadi kıymetin envantere alındığı geçici vergi dönemi sonu itibarıyla kullanırlar ve bu şekilde belirledikleri amortisman süresi ile oranını izleyen dönemlerde değiştiremezler. Bu hüküm uyarınca, ancak Kanun’un yürürlük tarihi olan 26.10.2021’den sonra envantere alınan iktisadi kıymetler açısından amortisman süresinin yukarıda şartlar dahilinde serbestçe belirleneceği anlaşılmaktadır.

Ayrıca, Kanun ile amortisman usulü açısından herhangi bir değişiklik yapılmadığından, amortisman süresini yukarıda belirtilen şartlara uygun şekilde Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ilan edilen sürelerden farklı şekilde tespit eden mükelleflerin, azalan bakiyeler yahut normal amortisman yöntemini tercih etmeleri mümkündür.

Söz konusu maddelerin yürürlük tarihi Kanun’un yayım tarihi olduğundan, anılan maddeler yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

c. Kanun’un Yayım Tarihi ile 31.12.2023 Tarihleri Arasında, İmalat ve Ar-ge Faaliyetlerinde Kullanılmak Üzere Alınan Yeni Makine ve Teçhizat ile Yatırım Teşvik Belgesi Kapsamında Alınan Yeni Makine ve Teçhizat İçin Bakanlıkça Belirlenmiş Olan Amortisman Sürelerinin Yarısı Uygulanabilecektir (Madde 51)

2018/49 Sayılı Denet Sirküleri’nde belirtildiği üzere 7103 Sayılı Kanun ile VUK’na eklenen Geçici 30’uncu madde ile;

1.5.2018 tarihinden itibaren;

  • 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz mükelleflerce münhasıran imalat sanayiinde veya
  • 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu, 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ve 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun kapsamında faaliyette bulunan mükelleflerce münhasıran Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde kullanılmak üzere,

2019 takvim yılı sonuna kadar iktisap edilen yeni makina ve teçhizat İLE

  • Aynı tarihe kadar yatırım teşvik belgesi kapsamında iktisap edilen yeni makina ve teçhizat için

Uygulanacak amortisman oran ve süreleri, Maliye Bakanlığınca bu Kanunun 315 inci maddesine göre tespit ve ilan edilen faydalı ömür sürelerinin yarısı dikkate alınmak suretiyle hesaplanabilir” 

hükmü getirilmişti.

Bu kez Kanun’un 51’inci maddesi ile VUK’nun yukarıda belirtilen Geçici 30’uncu maddesine eklenen fıkra ile Kanun’un yayım tarihi olan 26/10/2021’den 31/12/2023 tarihine (bu tarihler dahil) kadar, yukarıda yer verilen maddede belirtilen kapsam ve şartlar dahilinde iktisap edilen yeni makina ve teçhizat için aynı hükümlerden yararlanılabileceği düzenlenmiştir.

Buna göre;

26.10.2021 tarihinden itibaren;

  • 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz mükelleflerce münhasıran imalat sanayiinde veya
  • 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu, 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ve 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun kapsamında faaliyette bulunan mükelleflerce münhasıran Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde kullanılmak üzere,

31.12.2023 tarihine kadar (bu tarihler dahil) iktisap edilen yeni makina ve teçhizat İLE

  • Aynı tarihe kadar yatırım teşvik belgesi kapsamında iktisap edilen yeni makina ve teçhizat için

Uygulanacak amortisman oran ve süreleri, Maliye Bakanlığınca bu Kanunun 315 inci maddesine göre tespit ve ilan edilen faydalı ömür sürelerinin yarısı dikkate alınmak suretiyle hesaplanabilecektir. 

Diğer taraftan, VUK’nun Geçici 30’uncu maddesine ilişkin olarak yayımlanan 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın ekinde, bu kapsamda faydalı ömür sürelerinin yarısı dikkate alınarak amortisman hesaplanabilecek iktisadi kıymetler listesi yayımlanmış olup, aksi bir Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmadığı sürece anılan Bakanlar Kurulu Kararı yürürlüktedir.

Ayrıca söz konusu uygulamanın, günlük kıst amortisman ve amortisman sürelerinin mükelleflerce serbestçe belirlenmesi uygulamaları ile birlikte uygulanıp uygulanamayacağı konusunda da, Tebliğ düzenlemesinin beklenmesinde yarar görüyoruz. Bizim görüşümüze göre anılan müesseseler bir arada uygulanabilmelidir.

3)      VUK’NUN ŞÜPHELİ TİCARİ ALACAK HÜKÜMLERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER (Madde 35)

a. Dava ve İcra Takibine Değmeyecek Derecede Küçük Alacak İbaresi “3.000 TL’yi Aşmayan” Şeklinde Değiştirilmiştir

Kanun’un 35’inci maddesi ile VUK’nun “Şüpheli alacaklar” başlıklı 323’üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük” ibaresi “ve 3.000 Türk lirasını aşmayan” şeklinde değiştirilmiştir.

Buna göre, Kanun’un yayım tarihi olan 26/10/2021 tarihinden itibaren, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan ve 3.000 Türk lirasını aşmayan alacaklar için şüpheli ticari alacak karşılığı ayrılabilecektir.

Dolayısıyla değişiklik öncesi madde hükmünde yer alan “dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük” ibaresinden ne anlaşılması gerektiğine ilişkin tartışmalara son verilmiş olmaktadır. Ayrıca VUK’nun Mükerrer 414/3’üncü maddesinde yer alan hüküm uyarınca söz konusu 3.000 TL’lik üst limit, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak VUK uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacaktır.

Söz konusu maddenin yürürlük tarihi Kanun’un yayım tarihi olduğundan, anılan madde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

b. İşletme Hesabı Esasında Defter Tutan Mükelleflere Şüpheli Alacaklarını Gider Kaydetme Hakkı Verilmiştir.

Kanun’un 35’inci maddesi ile VUK’nun “Şüpheli alacaklar” başlıklı 323’üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir;

“İşletme hesabı esasında defter tutan mükellefler, yukarıdaki fıkralar kapsamında tespit edilen şüpheli alacaklarını defterlerinin gider kısmına ve bunlardan sonradan tahsil edilen miktarları ise tahsil edildikleri dönemde defterlerinin gelir kısmına, hangi alacaklara ait olduğunu gösterecek şekilde, kaydederler.”

Söz konusu değişiklik öncesinde maddede sadece “Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir” şeklinde bir düzenleme yer aldığından, şüpheli alacaklar ancak bilanço usulüne göre defter tutan mükelleflerce gider kaydedilebiliyordu.

Anılan değişiklikle birlikte Kanun’un yayım tarihi itibariyle; işletme hesabına göre defter tutan mükellefler de maddede belirtilen şartları sağlamak kaydıyla bu imkândan yararlanabilecekler.

 

[1] Alet, edavat, mefruşat ve demirbaş eşya