Size ihtiyaçlarınız doğrultusunda ve özelleştirilmiş hizmetler sunabilmemiz için, bu internet sitesinde çerezler (cookies) kullanılmaktadır. Çerezlerle ve nasıl çalıştıklarıyla ilgili daha detaylı bilgi için GİZLİLİK POLİTİKASI’nı okuyunuz. Kişisel verilerin korunması hakkında AÇIKLAMA METNİ’ni okuyunuz.
Duyurular:

Vergi 2021-045

01 Nisan 2021

Yayımlandığı Yer  : LEBİB YALKIN DERGİSİ –

                              NİSAN 2021 SAYI : 208

Adem KEFELİOĞLU

Yeminli Mali Müşavir

[email protected]

https://orcid.org/0000-0002-8867-4418

YATIRIM TEŞVİKLERİNDE İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİ UYGULAMASI, DEVREDEN KATKI PAYININ HANGİ YILDAN İTİBAREN YENİDEN DEĞERLEME ORANINDA ARTIRILABİLECEĞİ

ÖZET:

Bilindiği gibi yatırım teşvik belgesi alan mükelleflere, yatırımın türüne, yerine ve büyüklüğüne göre başta vergisel destekler olmak üzere, istihdam destekleri, finansman destekleri ve diğer çeşitli destekler sağlanabilmektedir. Vergisel teşviklerin içinde en büyük vergi harcaması, indirimli kurumlar vergisi yoluyla mükelleflere sağlanan vergi indirimidir. Vergi indirimi, gelir veya kurumlar vergisinin yatırım için öngörülen katkı tutarına ulaşıncaya kadar indirimli uygulanmasıdır.

Çalışmamızın giriş bölümünde teşvik sistemi kasaca açıklandıktan sonra ikinci bölümde ülkemizde uygulanan yatırım teşvik tedbirlerinin tarihçesi hakkında özet bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde vergisel teşviklerden indirimli kurumlar vergisine ilişkin yasal düzenlemeler açıklanmıştır. Dördüncü bölümde, devreden yatırıma katkı payı tutarının takip eden yıllarda yeniden değerleme oranıyla artırılmasına ilişkin kanuni ve idari düzenlemeler yorumlanmıştır. Sonuç bölümünde ise indirimli kurumlar vergisi hakkında genel bir değerlendirme yapılmış, uygulamada karşılaşılan problemlere ve bazı çözüm önerilerine dikkat çekilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Yatırım Teşvik, İndirimli Kurumlar, Katkı Payı, Devreden Katkı, İndirim Oranı, Yeniden Değerleme, Bölgesel Teşvikler, Öncelikli Yatırımalar, Stratejik Yatırımlar, Proje Bazlı Teşvik, Öncelikli Ürün, Hamle Programı

JEL Sınıflandırması: H20, H24, K34

  1. GİRİŞ:

Klasik iktisadi görüşe göre devletler ekonomiye müdahale etmemeli, devletin ekonomideki rolü rekabeti sağlayıcı düzenleyici işlemlerle sınırlı olmalıdır. Uzun bir süre dünya ekonomisine yön veren bu görüş, 1929 Dünya Ekonomik Buhranına kadar etkisini sürdürmüştür. Daha sonra yerini devlet müdahalesinin etkin olduğu görüşe bırakmıştır.

20. yüzyıl İngiliz ekonomist John Maynard Keynes, ekonomik durgunlukla mücadelede müdahaleci para ve maliye politikalarını savunmasıyla tanınır. Keynes ekonomisi özel sektörün ağırlıklı olduğu ama devlet ve kamu sektörünün büyük role sahip olduğu bir karma ekonomiyi savunmaktadır[1].

Maliye politikası, devletin maliye politikası araçlarını kullanarak ekonominin tam istihdama ulaşmasını sağlamak, ekonomik dalgalanmaları en aza indirgemek, adil bir servet ve gelir dağılımını oluşturmak için uyguladığı politikalardır. Para politikası ile birlikte iktisat politikasını oluşturmaktadır[2].

Günümüz devletlerinin ve siyasal iktidarların en önemli görevlerinden birisi ekonomik ve sosyal yapının geliştirilmesidir.

Bunun için devletler, yeni vergiler ihdas etmek, mevcut vergileri değiştirmek veya kaldırmak, vergi oranlarını değiştirmek, istisna ve indirimler yoluyla vergi yükünü hafifletmek, destekler, değişik tarifeler, kotalar, sübvansiyonlar, sermaye hareketleri gibi araçlarla ekonomiye doğrudan veya dolaylı müdahale ederler.

İşte bu müdahale araçlarının birçoğunu bünyesinde barındıran teşvik sistemi, ekonomik ve sosyal amaçların gerçekleştirilmesinde, yaygın olarak başvurulan en dinamik araçlardan biridir.

  1. TÜRKİYE’DE UYGULANAN YATIRIM TEŞVİK TEDBİRLERİNE KISA BİR BAKIŞ:

Ülkemizde gerek ekonomik büyümeyi gerçekleştirmek ve gerekse bölgelerarası gelir ve gelişmişlik farklılıklarını azaltmak amacıyla çeşitli teşvik politikaları uygulamaktadır. Genel teşvik sisteminin omurgasını, yatırım teşvikleri oluşturmakta olup, ülkemizde uzun yıllardan beri uygulanmaktadır.

Yatırımların özendirilmesine yönelik ilk yazılı mevzuat Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde 1913 yılında gerçekleştirilmiş olmakla beraber, esas olarak teşvik tedbirleri Cumhuriyet sonrası dönemde uygulama alanı bulmuştur[3].

O günden bugüne yaşanan ekonomik, sosyal ve siyasal alandaki gelişmelerin kamu politikasını büyük ölçüde etkilemesi sonucunda, teşvik sistemi de büyük ölçüde değişikliğe uğrayarak günümüze kadar gelmiştir.

Önceleri Başbakanlığa bağlı Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) bünyesinde hizmet veren teşvik uygulama birimi, 1991 yılında DPT’den ayrılarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına bağlanmıştır. Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının 1994 yılında iki ayrı genel müdürlüğe ayrılması sonucunda, teşvik uygulama Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı nezdinde faaliyetlerini sürdürmüştür.  17 yıllık sürenin ardından Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü Ekonomi Bakanlığına bağlanmıştır. Son olarak 1998 yılında 1 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi[4] ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlanmış olan Genel Müdürlük, bugün bahse konu Bakanlık bünyesinde hizmet vermektedir.

19.06.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve teşvik sistemimizin omurgasını oluşturan 2012/3305 sayılı “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” [5] ile bu karara ilişkin 2012/1 sayılı Uygulama Tebliğinde[6] bugüne kadar sektör ihtiyaçları ve ülke gerçekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çok sayıda değişiklik yapılmıştır.

Bugün yürürlükte olan teşvik sistemimiz; bölgesel gelişmişlik farklarını azaltma, teknoloji transferi sağlama, Ar-Ge’ye dayalı, katma değeri yüksek, ihracat veya ithal ikamesi odaklı üretim, coğrafi kümelenme, istihdam, stratejik alanlarda dış bağımlılığı azaltma gibi pek çok hedefi gözeten iddialı ve çok kapsamlı teşvik özelliği taşımaktadır.

  1. İNDİRİMLİ KURUMLAR VERGİSİNE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER:

Ülkemizde 2009 yılından itibaren teşvik belgesi kapsamında yapılan yatırımlardan elde edilen kazançlar için “İndirimli Kurumlar Vergisi” adı altında yeni bir uygulamaya geçilmiştir. Bu kapsamda yatırımların gelir ve kurumlar vergisi yoluyla desteklenmesi amacıyla uzun süre uygulanan “Yatırım İndirimi İstisnası” yerine, yatırımlardan elde edilen kazançların indirimli oranla vergilendirilmesi esası benimsenmiştir.

Yeni müessese esas olarak Kurumlar Vergisi Kanunu’nun (KVK) 32/A maddesinde düzenlenmiş olup, yatırım harcamaları üzerinden yatırıma katkı tutarı hesaplanması ve yatırıma katkı tutarına ulaşılıncaya kadar beyan edilen kazancın indirimli oranla vergilendirilmesi esasına dayanmaktadır. Yatırıma katkı tutarı kadar olan gelir veya kurumlar vergisi yatırımcıdan alınmayarak, yatırımların bu yolla desteklenmesi amaçlanmıştır.

KVK’nın 32/A maddesinin ilk halinde indirimli oranla vergilemenin başlangıcı, yatırımın tamamlanıp, yatırımdan kazanç elde edilmeye başlanmasına bağlanmıştı. Ancak daha sonra yapılan değişiklikle yatırımcıların diğer faaliyetlerinden elde edilen kazançlar için de yatırım aşamasında indirimli vergi uygulamasına imkân sağlanmıştır. Böylece diğer faaliyetlerinden kazanç elde eden yatırımcılar için yatırımın tamamlanmasını bekleme gereği ortadan kalkmıştır.

Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde; diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara indirimli kurumlar vergisi uygulanması açısından "yatırım dönemi" ifadesinden; yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırıma fiilen başlanılan tarihi içeren geçici vergilendirme döneminin başından tamamlama vizesi yapılması amacıyla Ekonomi Bakanlığına[7] müracaat tarihini içeren geçici vergilendirme döneminin son gününe kadar olan sürenin anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.

Son olarak 07.09.2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 6745 Sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 66’ncı maddesiyle yatırım tamamlandıktan sonra henüz yararlanılmamış olan yatırıma katkı tutarının endekslenmesi imkânı da getirilmiştir. Bu konu özelliği nedeniyle aşağıda ayrı bir başlık altında açıklanmıştır.

Diğer taraftan 05.10.2016 tarih ve 2016/9193 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 4. maddesi ile 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın 15. maddesinin 5.fıkrası değiştirilmiş olup, şöyledir:

“Bu maddeye göre hesaplanacak yatırıma katkı tutarına mahsuben, gerçekleştirilen yatırım harcaması tutarını aşmamak ve toplam yatırıma katkı tutarının yüzde seksenini geçmemek üzere yatırım döneminde yatırımcının diğer faaliyetlerinden elde edilen kazançlarına indirimli gelir veya kurumlar vergisi uygulanabilir.”

 

[3] G. Tatar Candan, V. Yurdadoğ “Türkiye’de Maliye Politikacı Aracı Olarak Teşvik Politikaları”, Pamukkale Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 27, Mayıs 2017. https://dergipark.org.tr/tr/pub/pausbed/issue/34758/384470

[4] 10.07.2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır.

https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/19.5.1.pdf

[7] Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü, 10.07.2018 tarihinden itibaren Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlanmıştır.